İKİ KIZ KARDEŞ

Yaz, renkli kahvaltılar, bisiklet ve fazlası…

In Aile, Bisiklet, Dekorasyon, Ev, Kadın-Erkek, Yaşam, İlişkiler on 15/06/2009 at 19:29

Şu geçen sürede anladım ki, blog yazarı olmak epey bir mesai gerektiriyormuş. Ve ben bu konuda kovulmayı hak eden, başarısız bir çalışanım. Buna rağmen, belli bir okur kitlesi edinmiş olmak da güzel. Posta kutuma yolladıkları “Niye yeni yazı yok?” türünden sorularla beni sabırla yazmaya teşvik eden sevgili okurlar, sabrınız için teşekkürler. Aslı geri döndü! Feraye’yi ise bilemeyeceğim!

Yaz geldi; okullar kapandı. Bu aralar yeğenim Zeynep’le bol bol vakit geçirme şansım oluyor. Sabah kahvaltılarım renklendi. Her ne kadar ara ara somurtuk bir yüze sahip “başka birine” de katlanmak zorunda kalsam da, Zeynep’li bir yaşam güzel oluyor.

Anlaşılacağı gibi, evimi artık yeni ev arkadaşlarımla paylaşıyorum. Zor bir süreç geçti. Evin altı üstüne geldi. Çalışma odama neyse ki şimdilik dokunmadım. Çünkü evdeki küçük tuvaletin epey eşya aldığını keşfettim. Koliler, bavullar, kutular, bazı eşyalar oraya nasıl olduysa oldu, sığdı. Bir takım eşyalar Cicannem’e gitti. (Bu arada Cicannem’den başka bir yazıda uzun uzun bahsetmeliyim. Kendisi hayatımdaki en rengarenk insanlardan biridir.) Misafir odası boyandı; Feraye ve Zeynep için yeni bir odaya dönüştü. Bunlar ilk etapta yapılanlar… Bakalım ileride neler olacak? Sıkı bir tadilatla eve yepyeni bir biçim kazandırmayı geçiriyorum aklımdan. Eh, dekoratörlük kanımda var.

***

Hayatımda başka değişiklikler de var. Serkan’ın iznini aldım; artık ondan S. diye söz etmem gerekmiyor. Çünkü aradan geçen zamanda yaşamımda ismi konmamış bir “S.” olmanın ötesine geçti.

Serkan sayesinde çocukluğumun en keyif verici nesnesine tekrar kavuştum: Bisiklet. En son ne zaman bisiklete bindiğimi hatırlamıyorum. Serkan’sa yıllardır bisikletiyle gezen bir tip. Onun sayesinde cesaretimi topladım ve geçen ay bana bir bisiklet aldık. Öyle ahım şahım bir şey değil. Yine de mutlu olmak için yeterli… (Şimdi “ismi lazım değil” biri beni yine sevgi pıtırcığı olarak nitelendirebilir. Bana ne! Zaten ne zaman bisikletle çıkmaya kalksam eleştirecek bir şey buluyor.)

Bisiklet demişken, geçenlerden bir arkadaştan “Critical Mass” diye bir etkinlğin duyurusu geldi. Serkan da gitmeyi çok istiyordu; ama o gün gitmem gereken çok önemli bir yer olduğu için katılamadım. Şimdi dört gözle bir sonraki Critical Mass etkinliğini bekliyorum.

Aslı

Ekonomik kriz hayatımızın tam ortasından geçti! Ne teğeti!!!

In Aile, Ev, Yaşam on 21/04/2009 at 09:43

Son zamanlarda hiç yazasım yok… Bir hevesle başladığım sevgili web günlüğümü de bir kenara bıraktım. Ne ayıp… Çocukken de asla günlük tutmayı beceremezdim.

Feraye’yle birbirimize girdik. Onun burayı iyice yok saymasının nedeni bu. Belki bu yazıyı beyaz bayrak olarak kabul eder. Bu sefer ablam sonuna kadar haklı. Genelde onun hep haksız olduğu bir taraf bulurum; ama bu sefer değil… (Beyaz bayrak sallanıyor.) İnsan benim lafıma güvenip, ev sahibine evden çıkacağını haber verirse ve benim ona söylediğim dairede oturanların bir süre daha oturmaya devam edeceklerini öğrenirse biraz kızar, değil mi? Kızar. Ama ev sahibi de bu kişinin yerine yeni kiracıyı hiç vakit kaybetmeden bulursa, bu insan her an ortada kalacağını düşünerek panikler, değil mi? Panikler. Üstelik bu insan yakın zamanda işten çıkarıldıysa, daha bir öfkeli olur, değil mi? Olur. Bu kişi hayatı boyunca kardeşinin lafıyla hareket etmeyeceğine yeminler edip, her seferinde yine onun aklına uyduğu için kardeşine gıcık da olur, değil mi? Olur. İşte Feraye ile Aslı’nın başına gelenler… (Beyaz bayrak daha bir hevesle sallanıyor.)

Özür dilerim. Özür dilerim. Özür dilerim. Üst kat komşularımın emeklilik ve İstanbul’dan ayrılma planlarını kim bilir neremle dinledim… Özür dilerim, özür dilerim. (Bayrak şiddetle sallanıyor.)

Aklıma gelen çözümü dinlemek bile istememiştin. Bari buradan yazayım. Lütfen oku. Lütfen bana bir tepki ver. Ama bu küslük bitsin artık.

Planım şu: Çalışma odamı boşaltmak. Senin fazla eşyalarını oraya tıkmak. Misafir odasını düzenlemek ve Zeynep ile senin kalabileceğin hale getirmek. Salonu, mutfağı… Her yeri yeni baştan düzenlemek ve hepimizin rahatça yaşayabileceği yeni bir yuva oluşturmak… Geçici tabi… Üst kattakiler gerçekten gidene kadar… Hıı? Bunu bir düşün.

Sevgiler,

Aslı

(Beyaz bayrak hiç bu kadar umutla sallanmamıştı.)

Birkaç ilginç haber…

In Haber, Popüler Kültür, Yaşam, İnternet on 28/03/2009 at 10:30

Geçenlerde internette gezinirken bir siteye rastladım: www.fikiratolyesi.com

Sitedeki bir başlık dikkatimi çekti: “Faili Meçhul Kıyak”. Fikir çok ilginç ve eğlenceliydi. Tam “Bunu ben de duyurayım, duyurmakla kalmayayım, yapayım,” diye düşünüp dururken geçen hafta Haber Türk Gazetesi’nin eklerinden birinde “Faili Meçhul Kıyak” yapıcılarıyla ilgili bir yazı okudum. Duyan zaten duydu; duymayanlar da bir de benden dinlesin.

Efendim, iş çok basit: Önce kime nasıl bir iyilik yapacağınızı düşünüp buluyorsunuz. Bu planlı bir şey de olabilir, anlık da. Sonra bu iyiliği kimseye çaktırmadan yapıp, sessizce olay mahalinden uzaklaşıyorsunuz. Bu kadar basit!!! A bir de Fikir Atölyesi’nin ilgili sayfasındaki kartvizitten de bol miktarda bastırıyorsunuz. İyilik yaptığını yerde bir tanecik bırakıveriyorsunuz. Oldu bitti!

kiyak_sidebar

Unutmadan, ben de ilk gizli saklı iyiliğimi geçenlerde yaptım!  Bizim bitişik blokta yaşayan emekli bir teyze var. Kendisi çiçeği, börtü böceği pek sever. Zaten bunu balkonuna bakınca anlıyorsunuz. Bu mevsimin çuha çiçeklerini çoktan dikti. Sardunyaları tomurcuklanmaya başladı bile. Bir kenarda henüz kuru dallardan ibaret olan, ama yaz geldi miydi balkon duvarını mora boyayacak begonvili duruyor. Balkon dışında duvarın dibinde hanımeli… Ben de gizlice gittim, balkonun kenarına üç güzel sümbül bıraktım. Mor, pembe ve beyaz…

www.fikiratolyesi.com/2009/02/27/faili-mechul-kiyak/

***

İnsan blog işine girince sağa sola bakınmaya başlıyor, “Bakalım millet neler yapmış?” diye. Ben de doğam gereği meraklı bir tipim. Başladım internette gezinmeye. İşte bu da bulduğum bloglardan biri: www.elmaaltshift.blogspot.com Çok da tanınmış bir blogmuş galiba. İlgileneceğini düşündüğüm birkaç arkadaşıma bahsettim. Hepsi de zaten biliyormuş. Aslı yine geç kaldın!!! Bu arada adresleri yenilenmiş. Artık http://elmaaltshift.com adresine taşınmışlar. Güzel reklamlar, çizimler, resimler… Hoşça vakit geçirmelik…

***

Son şekerlemem şu adreste: www.simonhoegsberg.com/we_are_all_gonna_die/slider.html

Bu linki tıkladığınızda çok ilginç bir fotoğrafla karşılaşıyorsunuz. Adı “We’re All Gonna Die” (Hepimiz Öleceğiz). Fotoğrafın ilginç yanı 100 m uzunluğunda olması ve içinde 178 insanın yer alması… Fotoğrafçı Simon Høgsberg 20 gün boyunca her gün Berlin’deki Warschaur Caddesi’ndeki demir yolu köprüsüne gitmiş. Fotoğraf makinesini hep aynı noktaya yerleştirmiş ve oradan geçen insanları görüntülemiş. Sonra da bu ilginç fotoğraf ortaya çıkmış. Fotoğrafçı amcanın sitesini de incelememezlik etmeyin. Benim ilgimi çeken projelerinden birini New York’ta gerçekleştirmiş. Høgsberg yoldan geçen insanları çevirmiş ve onları durdurmadan hemen önce ne düşündüklerini sormuş. Sonra da hoooop, deklanşöre basmış: www.simonhoegsberg.com/faces_of_new_york/index.htm