Bunu seni bu akşam veya yarın sabah arayıp doğrudan anlatacaktım ama öyle görünüyor ki, buraya yazmak daha kolay. Acaba seninle konuşana kadar bu yazıyı okumuş olacak mısın… Seninle birlikte dünya alem de duyacak. Duysunlar… Galiba bu aralar bu duruma düşen tek kişi değilim. Son aylarda aynı dertten muzdarip o kadar çok kişi hakkında konuşulduğunu duydum ki!
Başım dertte. Ne yapacağımı bilmiyorum. BUGÜN İŞİME SON VERDİLER…
Bir süredir şirket içi dedikodular hep kimlerin şirketle ilişkisini kesecekler, küçülmeye giderken kimleri feda edecekler, kimlerin canına okuyacaklar üzerinden yapılıyordu. Üst yönetim bunun için bir komite kurmuştu: İKİGK. İnsan Kaynakları İzleme ve Geliştirme Komitesi. Biz ona aramızda başka isimler de vermiştik:
İç Karartıcı İnsafsız Kahpeler Gayretkeşliği Komitesi
İnsanları Kasten İncitme ve Germe Komitesi
İktisadi Kurbanlara İşkence ve Gözdağı Komitesi
Komitenin üç üyesinden biri de, ismi lazım değil, Ş. idi tabii. Benden ne kadar nefret ettiğini biliyorsun. Bunda onun parmağı olduğuna eminim. Üç kişilik departmanımızdan tabii ki beni seçecekti. En yüksek maliyeti ben oluşturuyormuşum meğer… Kalanlar da pırıl pırıl insanlar ama çoluk çocukları yok. Onlar da çok üzüldüler. Umarım bir gün bunun bin katı bir üzüntü Ş.’nin kara kalbinin içine çöreklenir.
Daha sayfalar doldururum ama bir yandan da yıkılacak gibi hissediyorum kendimi. Niye her şey hep üst üste geliyor? Ben bundan sonra hayatımı nasıl sürdüreceğim? Kenarda köşede bir birikimim de yok ki? Zeynep’in okulu ne olacak? Belki de onu oradan almam gerekecek. Yeniden iş bulabilecek miyim? Ev ne olacak? Nasıl dönecek? Tek başına minik kızını büyüten bir kadın… Ayakta kalabilecek miyim?
Sorular… Kendimi çok kötü hissediyorum. Çaresiz. Mutsuz. Umutsuz.
Feraye
Hayatın Acımasızca Üstümüze Geldiği Dönemlerde Ona Karşı Dimdik Ve güzel günler geliceğine inanma inancınızı yitirmemenizi öneririm..
Ufuk